Embed

Bir süper kahraman: MAB

Biz Atatürk'ü, Cumhuriyet'i, Kurtuluş Savaşlarını tek kaynaktan okuyan bir nesildik. Alternatif bir bilgi bizim bünyemizde ters etki yaratabilirdi. Korkardık bilgiden, gerçeklerden...

 
Biz bize lazım olanı, bizlere verilenleri alarak azıcık aşım ağrısız başım nesliydik... 
 
Aslında televizyonlar da da tek kanallı dönemden çok kanallı sürece geçiş evresinde olmamıza rağmen aptal kutusunu aptalların işgal ettiği bir süreci yaşadığımızdan mıdır bilinmez ama bilgiden korkardık.
 
Bu neslin tuhaf bir süper kahramanı vardı. Renkli saatleri ile uyumlu kravatı onun kostümünün küçük detaylarıydı.... 
 
İlk önce takvimlere bir gün daha ekledi ki bu delilikti.. Öyle ya binlerce yıllık takvim geleneğini alt üst etti bu cesur adam. Artık hayatımızın 32. Günlerinin misafiriydi. 
 
Süper Kahramandı demem boşuna değil... Bizleri 1923'den aldı 1950'ye götürdü. Sonra Kırata bindirerek 80'lere taşıdı. Darbeleri, İdamları, boğaza düğümlenen gözyaşlarını anlattı. Biz hiç duymamış, görmemiştik oysaki bunları...
 
Şaşırdık... Bir Devlet nasıl olur da kendi Başbakan'ını asabilirdi ? Nasıl olur da insanlar birbirlerini öldürürken bir sabah televizyonda konuşan bir adamla kanı durabilirdi? Tonton bir adam nasıl da bir ülkeyi dönüştürme çabası içerisine girebilir ve bu adam neden öldürülebilirdi? Tanklar nasıl olur da caddelerde kendi halkının üzerine sürülebilirdi ? 
 
Bizim nesle soru sormayı işte bu süper kahraman öğretti. Cevapların ipuçlarını vererek hem de..25 Yaşındayım.. Benim tek Üniversitem Mehmet Ali Birand üniversitesi... 
 
Bunu itiraf etmekten hiç ama hiç gücenmiyorum... Tek bilgi kaynağım o değil ama ufkumu açan süper kahraman o... 
 
Çektiği acıları bilgiye dönüştürebilen, yalnızlığını gülücükleri ile ezebileceği gerçeğini öğreten, para kazanmak yerine insan kazanmanın nasıl büyük bir servet olabileceğini bizlere anlatan bir bilge gibiydi Mehmet Ali Birand...
 
Bir süre sonra ona o kadar alıştık ki her akşam onunla randevulaşır olduk..Ekrandan milyonlara seslenmez direk gözlerinizin içine bakar öyle konuşurdu... Mardin bir an Madrid olur, Manastır yerine Malatya'ya giderdik. Ama hiç bozuntuya vermezdik. Onu çok severdik... 
 
Umur adına da üzülüyorum aslında... Babasını herkesle paylaşan bir çocuk olarak büyüdü. Sahi ya düşünsenize Mehmet Ali Birand'ı kim sahiplenebilirdi ki? Kim onu sadece kendisine saklayabilirdi. 
 
Ama çok şanslı insanlarda vardı. Mesela onun rahle-i tedrisatından geçen gazeteciler.. Onlar şu anda Türkiye'nin en elit gazetecileri.. Büyük bir Çınar'ın altında dallanan kolları..  
 
Birand'ı Birand yapan neydi bilinmez ama o nev-i şahsına münasır bir süper kahramandı... 
 
Shakspare için şiir yazmak neyse, Bob Marley için ragge yapmak neyse, George Best için futbol oynamak neyse Birand için gazetecilik oydu... 
 
Martin Luther King gibi dile getirmedi belki ama onun da büyük hayali King ile benzerdi... Dicle ve Fırat'ın kıyısında Türk ve Kürt çocuklarının birlikte ortak bir gelecek inşa etmesi... 
 
Büyük insanlar ayakta ölür tezinin son örneğiydi MAB...
 
Mekanın Cennet olsun... 
 
 
 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !