- I Have a Dream -

Benimde bir hayalim var. . .

Martin Luther KİNG gibi öylesine iddialı ve gerçekleşebilir olmasa da benim de bir hayalim var.

Ütopik olsa da, gidilmeyip, görülmeyen uzaktaki köy misali benim de bir hayalim var. . .

Martin Luther KİNG’LE komşu olmak mesela… Teoride mümkün ama pratik de imkansız bir mahalle inşa etmek mesela. . .

Akşamları mahallenin en uğrak yeri olan ve Dümbüllü İSMAİL’İN orta oyununu oynadığı o temiz kahvehanede TOLSTOY’LA Hacı Murat’tan girip AYHAN IŞIK’LA Yeşilçam’dan çıksam. . .

Kahvehaneden çıkıp taşlı köy patikasında CAMİLİO, CHE ve SUBCOMONDANTE MARCOS’LA eve kadar yürüsem, yolda devrimlerden söz etsek, eve geldiğimizde yollarımız ayrılsa ve bana birlikte yol aldığımız için “YOLDAŞ” deseler.

Eve girdiğimde dostlarımın sürpriziyle karşılaşsam. . .

O Günün doğum günüm olduğunu bana elindeki bastonuyla pastayı göstererek ( Ki sakarca devirerek : ) ŞARLO hatırlatsa. . .

Doğum günü eğlencesi olarak KAZANCI BEDİH önderliğinde Sıra Gecesi kurulsa. . .

Beni ortalarına alsalar, sağımda ZEKİ MÜREN, solumda BARIŞ MANÇO karşımda NEŞET ERTAÇ otursa, “İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahımdan” girip “Sende Başını Alıp Gitme Ne Olursundan” çıksak, Gesi Bağları ve Gönül Dağı’nı unutmaksızın şarkılar, türküler eşliğinde;

Çoşsak… Çoşsak… Çoşsak…

Sonra misafirler yavaş yavaş evlerine giderlerken Bob gelse, BOB MARLEY…

Yanıma sokulsa, bu gece dışarı çıkalım, bildiğim harika bir Ragge Bar var dese, ve yola koyulsak. . .

Barda Bob’la sağlam bir muhabbet etsek, öyle kadınlardan falan. . . O One Love dese ben hüzünlensem sonra bir anda “Don’t Worry Be Happy” diyerek ortamı toparlasa ve Şerifi vursak birlikte. . .

Her şey mükemmel giderken elinde futbol topuyla cılız siyahi bir adam gelse ve dese ki; “Beyler 12 – 1 halı saha maçına iki kişi eksik, gelmek isteyen var mı?”

Biz Bob’la hemen atlasak balıklama ve tanışsak adamla, adam isminin PELE olduğunu söylese. . .

Halı saha da takım hazır bizi beklese. . . Kalede ZUBİZARETTA olsa, takımda ERİC CANTONA, MARADONA, Metin Oktay ve LEFTER’İN yanı sıra ESCOBAR olsa…Baklavasına yaptığımız maçı kazansak ve yorgun argın eve dönsem.

Uyumaya başlayacakken kapı çalsa ve tanrı misafiri olarak ŞEMS gelse, sabaha kadar MEVLANA’DAN konuşsak ve sabah olunca ÖMER HAYYAM’IN çiftliğine gitsek. Bize şarap ikram etse, ben alkol kullanmadığımı söylesem, o bir rubai patlatsa hemen ardından, tam çıkacakken çiftlik evinden ŞEMS çiftlerden söz etse…

Tezatlardan, İyilerden, Kötülerden, Siyah ve Beyaz’dan…

Ben tüm bunları düşünerek yolda yürürken, yerde bir iskambil kağıdı görsem, alsam elime ve çevirsem… Kağıttaki JOKER’İ gördüğüm an JOKER yanımda bitse ve bana ; “WHY SO SERİOUS ?” diye sorsa . Yol boyunca kötülerinde değişmesi gerektiğinden gem vursa. . .

Bana nereye gittiğimi sorunca bir anda Sinemaya desem . . .

Beyoğlu’nda bulsam kendimi, Emeğin önünde…

Bilet sırasında kimler yok ki; ALFRED HİTCHCOCK, D.FINCHER, TARANTİNO, ERTEM EĞİLMEZ, YAVUZ TURGUL. . . Ve film başlasa, izlesek hep birlikte TURİST ÖMER’İ…

Sonunda salon ayakta alkışlasa SADRİ ALIŞIK’I ve ben içimden sisteme; “ Yiyorsa bu gole de ofsayt deyin ulan !” desem. . . Yad etsem Ofsayt OSMAN’I…

Emek’ten çıksam yaşama sevinciyle atsam kendimi Bosna sokaklarına, kulağımdaki ipod’da GORAN BREGOVİÇ çalarken rastlasam ALİYA İZZETBEGOVİÇ’E…

Konuşsak, dertleşsek ve efkarlansak… Mücadelelerden bahsetsek ve aramıza MALCOLM X katılsa… Güçlensek, ezilmesek ve korkmasak…

Korktukça Tutsak Umut Ettikçe Özgür olduğumuzu bize RACHEL CORRİE hatırlatsa taptaze teni ve melek yüzüyle. . .

GANDHİ direnişimizin sembolü olsa ve bize gereken kudretin içimizde olduğunu söylese.

Ve tekrar eve gelsem. Uyusam.. Uyusam… Uyusam…

Ve ANNEM gelse dese ki; “Uyurken seni izledim, hep gülüyordun, kim bilir ne gördün rüyanda.”

O sırada anneme cevap verecekken bilgisayarımın açık kalan ekranındaki WallPaper’dan YUNUS EMRE seslense;

“Yaradılanı Hoşgör, Yaradan’dan Ötürü.”

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !